İŞÇİ “KATLİAMI VAR !”

Ülkemizde her gün kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden işçiler çalışırken can veriyor… Temmuz ayında en az 166 işçi yaşamını yitirdi…

http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=15086:ulkemizde-her-gun-kadin-cocuk-genc-yasli-demeden-isciler-calisirken-can-veriyor-temmuz-ayinda-en-az-166-isci-yasamini-yitirdi&catid=149:is-cinayetleri-raporlari&Itemid=236

2015 / Temmuz Ayı İş Cinayetleri Raporu – İSİG Meclisi

Ülkemizde her gün kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden işçiler çalışırken can veriyor…
Temmuz ayında en az 166 işçi yaşamını yitirdi…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak dört yılı aşkın bir süredir mücadele veriyoruz. Bu dönemde işe bağlı ölüm ve hastalıklar sonucu yaşanan acıları derinden yaşadık. Benzer bir acının ‘savaş acısının’ bugünlerde ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada büyütülmeye çalışıldığına şahit oluyoruz…

İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi savaşa karşıdır. Savaş politikaları uygulandığında insanlarımızı özellikle gençlerimizi toprağa veriyoruz. Bu dönemlerde işçi sınıfının hak ve özgürlüklerine de yönelik saldırılar artıyor. Kent ve doğanın yağma süreci derinleştiriliyor. Yani acı çeken hep yoksullar, ezilenler oluyor… Tam da bu noktada işçi sınıfı olarak her alanda olması gerektiği gibi işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinde de tekrar altını çiziyoruz:
“Savaşa karşı barışı, şovenizme karşı halkların kardeşleşmesini savunduk ve savunmaya devam edeceğiz…”

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular… ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir emek örgütüdür…

Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz ve her gün güncellenen bilgiler ışığında 2015 yılının ilk yedi ayında yaşanan iş cinayetleri şöyle:

Ocak ayında en az 127 işçi,
Şubat ayında en az 85 işçi,
Mart ayında en az 139 işçi,
Nisan ayında en az 134 işçi,
Mayıs ayında ise en az 167 işçi,
Haziran ayında ise en az 153 işçi,
Temmuz ayında ise en az 166 işçi yaşamını yitirdi…
Böylece 2015 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinde en az 971 işçi can vermiş oldu…

2012 yılından bugüne Temmuz ayında yaşanan iş cinayetlerine baktığımızda hiçbir önlem alınmadığı gerçeğini görüyoruz:

2012 yılının Temmuz ayında en az 110 işçi,
2013 yılının Temmuz ayında en az 120 işçi,
2014 yılının Temmuz ayında en az 130 işçi,
2015 yılının Temmuz ayında ise en az 166 işçi yaşamını yitirdi…

Bu noktada yeni seçilen Meclis’ten acil taleplerimizi tekrarlıyoruz:

1- İş cinayetlerinin sorumlusu siyasiler, patronlar ve bürokratlar yargılanmalıdır…
2- İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasının en temel unsuru işçilerin sendika seçme özgürlüğüdür. İşçiler üzerinde örgütlenme özgürlüğüne dair her türlü baskı sona ermelidir…
3- İşyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları kurulmalı, işler hale getirilmeli ve en az yarısını işçiler oluşturmalıdır…
4- Başta taşeronlaştırma olmak üzere güvencesiz çalıştırma biçimleri yasaklanmalıdır…

Alarm veren üç işkolu; tarım, inşaat ve taşımacılıkta 121 emekçi can verdi…
Aylar ilerledikçe bu üç işkolu yaşanan emekçi ölümleri ile öne çıkıyor. Güvencesizlik temel karakter halinde ve çalışma süresi en az 12 saat. Mevsimlik tarım işçileri özellikle göçer olanlar çok kötü koşullarda. Barınma, ulaşım, beslenme sorunları had saftada. Yine uygulanan politikalar çiftçilerin belini bükmüş ve aile emeği ile kıt kanaat geçinmek için seferber olunmuş durumda. Kent ve doğa yağmasının işkolu olan iktidarın gözbebeği inşaatlarda ise işçinin payına yine ölüm düştü. Taşımacılık ise sürekli büyüyen ve yolların işçilere mezar olduğu bir sektör… İşkollarındaki iş cinayetlerine bakarsak:

Tarım, Orman işkolunda 60 emekçi;
İnşaat, Yol işkolunda 37 işçi;
Taşımacılık işkolunda 24 işçi;
Madencilik işkolunda 8 işçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 emekçi;
Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 4 işçi;
Enerji işkolunda 4 işçi;
Metal işkolunda 3 işçi,
Belediye, Genel İşler işkolunda 3 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 2 işçi,
Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi;
Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 1 işçi can verdi…

Temmuz ayında yaşamını yitiren 166 emekçinin 140’ı işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 21’i çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 5’i esnaflardan olmak üzere 26’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor…

İşçiler en çok trafik/servis kazaları, ezilme/göçük, düşme ve diğer nedenlerden dolayı can verdi…
İş cinayetlerinin nedenleri de hemen hemen değişmiyor. İşçiler servislerle ya da kendi imkanlarıyla ulaşımdayken yollara savruluyorlar. Üzerlerine ağır nesneler düşmesi, göçük oluşması ya da makineye sıkışma sonucu eziliyorlar. Özellikle inşaatlarda çalışırken yüksekten düşüyorlar. Yine son dönemde diğer nedenler olarak belirttiğimiz başlık içinde; ağır çalışma koşullarından kalp krizi geçiriyorlar, baskı politikalarından, işsizlikten ya da borç kıskacından intihar ediyorlar… Bu ay ise bu nedenlerin yanında boğulmaya bağlı iş cinayetlerinde gözle görülür bir artış var. Çünkü özellikle tarım ve inşaatta çalışan işçilere gerekli çalışma koşulları sağlanmadığı ve 40 dereceyi aşan sıcaklarda tarlalarda, yollarda çalıştırıldıkları için işçiler, su kanalı ve göletlerde serinlemeye çalışırken can verdiler. Yine tarım işçileri uygun barınma koşulları sağlanmadığı için yani banyo ve temizlik ihtiyaçlarını karşılamak için girdikleri su kanallarında aramızdan ayrıldılar. Tam da bu noktada tekrarlıyoruz: İşçilere insanca barınma ve çalışma koşulları sağlanmalıdır… İş cinayetlerinin nedenlerine bakarsak:

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 54 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 25 işçi;
Düşme nedeniyle 24 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı (kene ısırması, yıldırım düşmesi, intihar, silahlı saldırı, kalp krizi) 21 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 17 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 11 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 6 işçi;
Kesilme, Kopma nedeniyle 5 işçi;
Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 can verdi…

Temmuz ayında iş cinayetlerinde 24 kadın ve 142 erkek işçi can verdi…
Eskişehir Çifteler’de tarım işçilerini taşıyan midibüs seyir halindeyken buğday tarlasındaki toprak tümseğe çarparak devrildi. Selbi Taşpınar ve Muradiye Asal yaşamını yitirdi…

Bilecik Yenipazar’da ineklerini süt sağma makinesiyle sağarken elektrik akımına kapılan Emine Toy yaşamını yitirdi…

Burdur Bucak’ta tarlada ailesiyle beraber çalışırken elini patoz makinesine kaptıran Hatice Dayanç yaşamını yitirdi…

Reyhanlı’da tarlalarda çalıştıktan sonra memleketleri Şanlıurfa’ya dönen tarım işçilerini taşıyan kamyonet Nizip’te devrildi. Hüsniye Alınmış eşi ve bir yaşındaki çocuğu ile beraber yaşamını yitirdi…

Manisa Alaşehir’de Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nde bağlı çalışan ve bağlarda görülen salkım güvesi zararlısı hakkında araştırma yapan personeli taşıyan araç kaza yaptı. Stajyer Asena Yudum Özcan yaşamını yitirdi…

Adana Tufanbeyli’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ya da leptoskiroz ön tanısı konulan büyükbaş hayvanlarından virüs kapan Mine Özmen ve Zülfiye Özmen yaşamını yitirdi…

Manisa Gölmarmara’da tarım işçilerini taşıyan açık kasa kamyonet ile süt tankeri çarpıştı. Ayşe Aydın, Nesrin Aydın, Kezban Uysal, Fadime Orhan, Zeynep Uysal, Ummuhan Uysal, Dürdane Kaya, Ümmü Demirkol, Zeynep Zengin, Azize Kars, Ayşe Yaşar, Zekiye Çetin ve Yıldız Öztürk yaşamını yitirdi…

Yozgat Yerköy’de mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs devrildi. Emine Beler yaşamını yitirdi…

Ankara Elmadağ’da Roketsan Fabrikası’nda yemekhane görevlisi olan Gülşen İnan sabah işe giderken fabrika girişindeki hemzemin geçitte trenin altında kalarak yaşamını yitirdi…

Çanakkale’de deniz polisi olan Hasibe Sezer girdiği denizde boğularak yaşamını yitirdi…

Temmuz ayında iş cinayetlerinde 8 çocuk ve 45 yaşlı işçi can verdi…
14 yaş ve altında 3 işçi,
15-17 yaş aralığında 5 işçi,
18-27 yaş aralığında 27 işçi,
28-50 yaş aralığında 71 işçi,
51 yaş ve üstünde 45 işçi,
Yaşını tespit edemediğimiz/bilmediğimiz 15 işçi yaşamını yitirdi…

Osmaniye Kadirli’de 16 yaşındaki çiftçi Serdar Yakar tarlayı sürdükten sonra traktörle geri manevra yaparken devrilen aracın altında kaldı…

Aileleriyle beraber Urfa’dan Aksaray’daki tarlalara çalışmaya gelen 15 yaşındaki Abdülkadir İda ve 12 yaşındaki Abit Yıldız akşam “banyo ve temizlik ihtiyaçları için” kaldıkları çadırın kenarındaki sulama kanalına girdiler…

Burdur Bucak’ta 11 yaşındaki Hatice Dayanç tarlada ailesiyle beraber çalışırken elini patoz makinesine kaptırdı…

Yozgat Sorgun’da 17 yaşındaki Mustafa Koçer pancar tarlasını sulamaya gittiğinde üzerine yıldırım düştü. Mustafa, Deniz Harp Okulu 1.sınıf öğrencisiydi ve yazları ailesinin tarlasında çalışıyordu…

Manisa Gölmarmara’da 15 yaşındaki Burak Kaya’nın da içinde olduğu tarım işçilerini taşıyan açık kasa kamyonet ile süt tankeri ile çarpıştı…

Gaziantep Şahinbey’de 10 yaşındaki Muhammed Hasan çalıştığı penye atölyesinde alacak verecek nedeniyle çıktığı ileri sürülen kavgada silahlardan çıkan kurşunlarından birinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi…

Manisa Akhisar’da bir elektrikçinin yanında staj yapan 17 yaşındaki Yasin Tomaç Gölmarmara’da dalgıç motorunu tamir ederken suların içinde gözden kayboldu…

Yine aylardır vurguladığımız bir hususa tekrar dikkat çekmek istiyoruz. Temmuz ayında tarım, madencilik, ticaret, inşaat, yol, taşımacılık, konaklama ve belediye işkollarında emekli ya da emeklilik çağında çalışan 45 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinde artarak bu yaş grubunun can vermesi devletin yaşı ilerleyen işçilere / emekçilere verdiği değeri ve sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu durumu da gösteren bir gerçeklik…

Temmuz ayında iş cinayetlerinde 4 göçmen işçi can verdi…
Adana Karataş’ta ismini öğrenemediğimiz Suriyeli tarım işçisi serinlemek için girdiği sulama kanalında boğuldu…

Konya Karatay’da Afgan tarım işçisi Besmellah Esmeilakban serinlemek için girdiği kanalda boğuldu…

Gaziantep Şahinbey’de Suriyeli Muhammed Hasan çalıştığı penye atölyesinde alacak verecek kavgası nedeniyle çıktığı ileri sürülen kavgada silahlardan çıkan kurşunlarından birinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi…

İstanbul Ümraniye’de Afgan işçi Muhammed Cavit Özbek’in üstüne çalıştığı inşaatta asansör düştü. Kaçak çalıştırılıyordu…

İş cinayetleri en çok İzmir, İstanbul, Adana ve Antalya’da can aldı…
Temmuz ayında Türkiye’nin 54 şehri ile yurtdışında bir ülkede iş cinayetlerinde işçi kardeşlerimizi yitirdik… Buna göre:

20 ölüm Manisa’da;
17 ölüm İstanbul’da;
11 ölüm Adana’da;
9 ölüm Gaziantep’te;
6’şar ölüm İzmir ve Konya’da;
5’er ölüm Bolu ve Bursa’da;
4 ölüm Balıkesir, Mersin ve Muğla’da;
3’er ölüm Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Ordu, Şanlıurfa ve Yozgat’ta;
2’şer ölüm Aksaray, Bilecik, Burdur, Çanakkale, Hakkari, Kahramanmaraş, Kayseri, Mardin, Sakarya, Samsun ve Zonguldak’ta;
1’er ölüm ise Batman, Edirne, Erzincan, Erzurum, Hatay, Isparta, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Niğde, Osmaniye, Rize, Siirt, Sivas, Tokat, Trabzon, Uşak ve Rusya’da yaşandı…

Son olarak tekrar altını çiziyoruz: Ülkemizde her yıl 1500-2000 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. ILO verilerine göre ise meslek hastalıklarında iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin 5-6 katı işçi can veriyor ama bir veri sistemi olmadığı için tespit bile edilemiyor. Şimdi yaşanan bu çalışma acısına bir de savaş acısı ekleniyor ve yoksul halkın çocukları ölüyor. İş cinayetlerine karşı mücadelemize şimdi savaş karşıtı mücadele başlığı da eklendi. Bu noktada tüm emek örgütleri ile birlikte işçilerin birliği ve halkların kardeşliği mücadelemizi yükselteceğiz…

İş cinayetlerine karşı Sendikalı Ol… Yaşamak için Direnİşçi…

2015 / Temmuz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren Şemseddin Doğru, Alim Daşlı, İsmail Seymen, Mutlu Atçı, Serdar Yakar, Hilmi Kütükçü, Mehmet Gezen, Selbi Taşpınar, Muradiye Asal, İhsan Yıldırım, Emine Toy, Ahmet Gündoğdu, Abdülkadir İda, Abit Yıldız, Hatice Dayanç, Mehmet Balkar, Murat Kaşçı, Uğur Kayaalp, Mustafa Engin, Yaşar Tunç, Kenan İnan, Halil Alınmış, Hüsniye Alınmış, Mehmet Kaymak, Şems Egen, Mustafa Koçer, Satılmış Tavukçu, Fethullah Yaşar, Yunus Çelik, Osman Demiralay, Mustafa Altan, Ergün Atalay, Asena Yudum Özcan, Ali Can Aslan, Serkan Vatan, Selahattin Özmen, Mine Özmen, Zülfiye Özmen, Seyde Aydın, Ayşe Aydın, Nesrin Aydın, Kezban Uysal, Fadime Orhan, Zeynep Uysal, Ummuhan Uysal, Nurdane Kaya, Burak Kaya, Ümmü Demirkol, Zeynep Zengin, Azize Kars, Ayşe Yaşar, Zekiye Çetin, Yıldız Öztürk, Fikret Keskin, Fevzi Uygun, Emine Beler, Mustafa Gezener, Fedai Uçar, Besmellah Esmeilakban, Caner İçöz, Ahmet Baygur, Mustafa Kaya, Selim Şahin, Macit Yüksel, Ali İhsan Çiloğlu, Ethem Bursa, Ersöz Eroğlu, İbrahim Şahan, Yılmaz Şebek, Mevlüt Küçükavcı, Hüseyin Ünsal, Gülşen İnan, Sefa Kaya, Raşit Şentürk, Uğur Çavdar, Güven Tekin, Muhammed Hasan, Osman Bostancı, Faruk Şentürk, Abdulvahab Çetin, Resul Altınhan, Mehmet Emin Kaya, Ali Okutan, Sedat Karagöz, Hamza Karameşe, Ali Zeren, Yusuf Aydın, Cengiz Akçal, Mustafa Gürbüz, Osman Dönmez, Ramazan Unur, Gazi Kaya, Ali Yalçın, Aziz Güneş, Mehmet Ali Odabaşı, Mehmet Kıskanç, Ramazan Çiftçi, Mehmet Nur Durmuş, Ümit Arıkan, Halis Salkım, Fikret Yılmaz, Hacı Çevik, Abdülkadir Atıcı, M.R.Ö., Seyfettin Yıldız, Ali Yor, Emre Mongüç, İmdat Akan, Mehmet Ali Gülücü, Ramazan Kaya, Feyyaz Koparan, Ekrem Sungur, Muhammet Yeşilduman, Hasan Ali Karlıbaş, Memduh Baydilli, Muhammed Cavit Özbek, Erdal Duran, Erol Yavaş, Nihat Aydın, Mevlüt Aktürk, Salih Solmaz, Abdullah Solmaz, Murat Ova, Şendoğan Seven, Emrah Kayabaş, Serhat Bitirim, Yasin Tomaç, Gökhan Keske, Mustafa Altınkaya, Erhan Erdem, Erdem Şahin, Necdet İnanç, Cemil Yılmaz, Hüseyin Akyürek, Mahmut Dalkılıç, İsa Karanlık, Onur Yılmaz, Gazi Özbek, Tuncay Sütçü, Murat Karakaya, Hayrettin Erol, Veysel Irmak, Engin Kırmacı, Ali Osman İvedi, Sadık Ertaş, Murat Çolak, Reşat Aşkın, Alkan Serçe, Atilla Sayılgan, Bemal Özçük, Mesut., Davut., Hüseyin Taşçı, Abdullah Sarı, Hasan Arslan, Halil İbrahim Sevim, Zeynel Kudan, Hasibe Sezer, Bünyamin Torğut, Kaya Yılmaz, Erol Şimşek, Hasan Güven, Türkel Çakal ve ismini öğrenemediğimiz üç işçiyi saygıyla anıyoruz!

İletişim

http://www.guvenlicalisma.org

http://www.facebook.com/guvenli.calisma

https://www.facebook.com/yanginkulesi

http://twitter.com/guvenlicalisma

[email protected]
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

 

suruç2Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Suruç’taki katliamla ilgili açıklamasını paylaşıyoruz.

20 TEMMUZ 2015
Suruç Katliamı

Kanlı ellerinizi halkların üzerinden çekin!
DUYURU, FAŞİZM / ŞOVENİZM, HALKLAR, HUKUK, KATLİAMLAR / CİNAYETLER, KÜRDİSTAN
ÇHD’nin Suruç’taki katliamla ilgili açıklamasını paylaşıyoruz: “Sizleri Sivas’tan, Maraş’tan, 19 Aralık’ta hapishanelerden, Roboski’den, Diyarbakır’dan tanıyoruz! Artık ellerinizdeki kanı gizlemek için hiçbir şansınız kalmadı!”

suruç2Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Suruç’taki katliamla ilgili açıklamasını paylaşıyoruz.

SURUÇ’TA VE KOBANE’DE YAŞANAN KATLİAMDIR!
KANLI ELLERİNİZİ HALKLARIN ÜZERİNDEN ÇEKİN!
Coğrafyamızdaki katliamlar dizisine 20.07.2015 günü itibariyle bir yenisi daha eklenmiştir. Kobanê’nin yeniden inşa çalışmalarına katılmak üzere, 19.07.2015 tarihinde İstanbul’dan yola çıkarak, Suruç’a giden Sosyalist Gençlik Derneği Federasyonuüyeleri, konakladıkları Amara Kültür Merkezi’nin önünde basın açıklaması için beklerken, kalabalığın ortasında bomba patlatılmıştır. Ölü ve yaralı sayısı hala netleştirilememekle birlikte, an itibariyle elde edilen veriler açık bir katliama işaret etmektedir. Aynı şekilde eş zamanlı olarak Kobanê’de de bomba yüklü bir aracın patladığı ve Kobanê’de de ölü ve yaralıların olduğu haberleri geçilmektedir.
Burada hedeflenen açık ki; bölge halklarının Kobanê’de IŞİD çetelerine karış kazanmış olduğu tarihi zaferi boğmak, Kürt Halkının özgürlük ve barış isteğini kana bulamaktır. Egemenler, bölgeye dair tahakküm ve iktidar olma hayallerine erişebilmek için yıllardan beri hep yapageldikleri gibi bir kez daha katliam yoluna başvurmuşlardır. Bu katliamı boşa düşürmek, katillerin yakasına yapışmak, katliamın hesabını sormak, bu coğrafyada halkların kardeşliği ve özgürlüğünü savunan herkesin boynunun borcudur.
Seçimlerden önce Diyarbakır’da yaşanan kanlı saldırının akabinde gelişen bu katliamlar, egemen güçlerin yeni provokasyonlar peşinde olduğunun açık bir göstergesidir. IŞİD çetelerine tırlarla mühimmat taşıyanlar, bu mühimmatlara müdahale eden savcıları tutuklayanlar, IŞİD çetelerine adeta coğrafyamızda serbest geçiş hakkı tanıyanlar bu katliamların sorumlusudur. AKP faşizmi, IŞİD ve bu coğrafya üzerinde hak iddia etmekten inatla vazgeçmeyen emperyalistler, bu katliamın açık sorumlusudur.
Bu katliamın sorumlularına sesleniyoruz; kanlı ve kirli ellerinizi halklarımızın üzerinden çekin! Bu coğrafyanın halkları, provokasyonlarınızı daha önce nasıl püskürttüyse, bugün de püskürtmeyi bilecektir. Sizleri Sivas’tan, Maraş’tan, 19 Aralık’ta hapishanelerden,Roboski’den, Diyarbakır’dan tanıyoruz! Bugüne kadar yaptığınız hiçbir katliam, hiçbir kanlı plan, bu coğrafya halklarının özgürlük, adalet ve barış mücadelesinin önünü kesemedi. Şemdinli’de nasıl suçüstü yakalandıysanız, tırlarla silah taşırken nasıl suçüstü yakalandıysanız, bugün de öyle yakalandınız! Artık ellerinizdeki kanı gizlemek için hiçbir şansınız kalmadı!
Çağdaş Hukukçular Derneği olarak bu katliam karşısında bir taraf olduğumuzu tüm kamuoyuna açıklıyoruz. Derneğimiz Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı, Genel Merkez Yöneticimiz Av. Vedat Aytaç ve Derneğimiz üyesi Av. Behiç Aşçı, katliamın yaşandığı Suruç’a doğru yola çıkmışlardır. Bu katliamın hesabını soracağımızdan, sorumluları bir bir açığa çıkartacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Suruç’ta ve Kobane’de hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Acınız acımızdır. Saygılarımızla.
20.07.2015
Çağdaş Hukukçular Derneği

“Adını siz koyun”

Adını siz koyun
Erdoğan Şenel
06.07.2015 Radikal.
Radikal haberde gezinirken okuduklarımın bende düşündürdüklerini burada yazmayı düşünürken yazıma uygun bir başlık bulamadım. Çünkü bana göre önemli olan başlık değil; haberlerin içinde gizlenmiş gerçekler.

Biliyorsunuz kızdığımıza ‘Yunan dölü’ diye hakaret ettiğimiz Yunan halkı önceki gün hükümetlerinin önlerine koyduğu referandum sandığında oy kullandılar.

Bir süre önce iktidara gelen Syriza Yunan halkına bir takım vaatlerde bulunmuştu. Ancak bu seçim vaatleri; daha doğrusu bu vaatlerle iktidara gelen Syriza AB’nin ezberini bozunca birlik tarafından tepkiyle karşılandı. AB Syriza’yı köşeye sıkıştırmak için önüne bir takım şartlar koydular. “Bu şartları kabul etmezsen seni AB’liğinden atarız” diye tehdit ettiler.

Syriza hükümeti ve tabi başbakan Tpiras hiç düşünmeden halkına “ne yapayım? Bu kararlar doğrudan sizi ilgilendiriyor. Ben AB’nin bu önerilerini kabul etmiyorum; ama siz ne düşünüyorsunuz? Beni destekliyormusunuz?” diye sordu. Yani halkına “siz beni seçtiniz. Ama Avrupa kapitalistleri bize zorluk çıkarıyor. Ben bu zorlukları ancak sizin desteğinizle aşabilirim” diye Yunan halkına geleceği için karar vermesini istedi. Yunan halkı bu referandum sonunda Syriza’ya ve Tpiras’a “sonuna kadar senin yanındayız” mesajı verdi.

Gazetede bu haber ve yorumlar vardı. Bunun yanında Türkiye’de bir gurup tarım işçisinin traktör romörkünde işe giderken kaza geçirdiği ve en az on beş işçinin öldüğü haberi vardı.

Bunun yanı sıra bir süre önce yirmi işçinin iş cinayetine kurban gittiği Ermenek’teki maden ocağından devletin haberi olmadığı yönünde İsmail Saymaz’ın özel haberi vardı. Yani Türkiye’nin bir yerinde maden ocağı var. Orada bir işveren üretim yapıyor. Gerekli iş güvenliği önlemini almadığı için ve işçi sendikası bu konuda sağır ve dilsiz olduğu için bu iş yerinde tedbirsizlik sonucu yirmi işçi ölüyor. Bir ana günlerce maden ocağında boğulup ölen oğlu için “oğlum yüzme bilmezdi. Bilse belki kurtulurdu” diye yana yakılan önüne gelene bunu anlatıyor. O işçinin babası Recep babanın altı delik ayakkabısı günlerce medyaya konu oluyor; ama devletin kayıtlarında öyle işyeri yok.

Yine gazete haberlerinde bu ülkede bir kısım ‘ülkücü’ insanın önüne geleni; hatta zulüm gördüğünü iddia ettiği Doğu Türkistanlıyı Çinli sanıp ‘Çin’in Doğu Türkistan’da zulüm uygulamasına misilleme olarak’ dövdüğü yazılıyor.

Yine bu ülkede Bursa’da metal işçileri tuzağa düşmüş kaplan gibi işveren sarı sendika kumpasından kurtulmak için mücadele ediyor; ama işçilerin kendi sendikalarını seçmesini yasaklayan 12 Eylül faşist cuntanın yasaları hala yürürlükte; bunu dile getiren yok.

Yine bu ülkede bildiğiniz gibi 7 Haziran’da seçim oldu. Üç parti iktidara muhalefet ederek oy istedi. Ama o partilerden biri birlikte iktidara muhalif oldukları diğer partiyi zinhar kabul etmiyor; adeta yok sayıyor. Bu ülkenin en yakıcı sorunu etnik kimlik sorununun çözümünü hiç umursamıyor.

Seçim sonrası belirsizlik sürerken kimsenin aklına Yunanistan’da olduğu gibi halka gidip “bu durumu sen düzelt. Çünkü sorun senin. Biz işin içinden çıkamadık. Güvendiğin bir partiye iktidar olanağı ver. Sen de kurtul, biz de kurtulalım” diyecek erken seçim gelmiyor. Yani halka güvensizlik almış yürümüş. Aydını karanlığı hemen herkes halkın görüşünü almak için gerekli olan yeni bir seçimden öcüden korkar gibi korkuyor. Bugün Radikal’de Tarhan Erdem “sorunları bu partiler çözer. Erken seçim kaos yaratır” demeye gelen görüş zerdetmiş.

Yargıtay başkanı ‘HSYK’nın ve yargının hesap verebilir olmasını gerektiğini’ savunmuş “cumhurbaşkanı HSK’da daha etkin olmalı” demiş.

Pentegon Heyeti Diyarbakır’a gelmiş. Halkın pek haber olmasa da Suriye’ye girmek hala gündemde. Kimi haberlere göre girildi bile.

Yine bu ülkede Ramazan nedeniyle ‘kaçak yapı sahibi’ din adamına ve ona benzeyen birilerine milyarlar ödeyip ‘neyin orucu bozacağı?’ veya ‘neyin orucu bozmayacağı?’ herkes tarafından merak edilip soruluyor. Ama birileri ‘lafa geldi mi?’ “yüzde doksan dokuz buçuğu Müslüman ülkeyiz” diye şişinmeyi marifet sayıp şişiniyor.

Ve biz kızdığımız birine “Yunan dölü” diye hakaret etmeye devam ediyoruz.

Sonuç olarak ‘Radikaldeki haberler bunlar’. Ben işin içinde çıkıp yazıma bir başlık koyamadım. Kararı siz verin; başlığı siz koyun artık.